Sistem Düşüncesi ve öğrenen organizasyonlar kavramlarının mimarlarından Peter Senge diyor ki;
“Organizasyonlar büyüdükçe, organizasyonel yapı olarak öğrenme kabiliyeti düşer, bireysel düşünce ve serbestlik azalır. Bir problem ortaya çıktığında önerilen çözümler genelde kısa vadeli olur, ve aynı problemler gelecekte tekrar ortaya çıkmaya devam eder. Öğrenme döngüsü tam işlemez. Rekabet baskısı arttıkça da, organizasyonlar daha az insan ile daha çok iş yapmanın yollarını ararlar. O yüzden insanlar mümkün olduğu kadar verimli çalışmaya, daha çok iş çıkarmaya teşvik edilir. İnsanların performansını arttırmak için organizasyon içinde de rekabet koşulları yaratılır. Güvensizlik artar.”
Toplam Kalite Yönetimi’nin babası sayılan W. E. Deming ise Peter Senge’ye katılarak günümüz iş dünyasındaki durumu şöyle özetliyor:
“Mevcut yönetim sistemimiz insanlarımızı yok etti. İnsanlar doğduğunda, özmotivasyon, özsaygı, şeref, öğrenme merakı, öğrenme keyfine sahiptir. Yıkıcı güçler ise, daha emekleme çağında çalışmaya başlar: en iyi ödev için ödüller, yıldızlı pekiyiler… İş yerinde de insanlar, takımlar, birimler devamlı kendi aralarında sıralanırlar. En üsttekiler için ödül, en alttakiler için ceza vardır. Hedeflerle yönetim, kotalar, teşvik primleri, iş planları ayrı ayrı bir araya konulur, kaybın boyutları daha da artar, nelerin kaybedildiği bilinmez, bilinemez.”
Peki neden organizasyonların çoğu bu tarz hastalıklara yakalanır? P. Senge bunun sebebini anlamak için şu an iş dünyasına hakim olan yönetim yaklaşımlarına bakmamız gerektiğini söylüyor.
Devamı için tıklayın.
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar:
